12 Ocak 2009 Pazartesi

AL GÜLÜM VER GÜLÜM


AL GÜLÜM VE GÜLÜM


Sizlerle bu gün Geleneksel (1. Geleneksel Halı Saha Maçı) hale getirmeyi amaçladığımız ve kendi aramızda oynamaya başladığımız ilk maçın değerlendirmesini, sizlerin de hoş görüsüne sığınarak yapmaya çalışacağım. Hepimizin çocukluktan kalma alışkanlıklarının nasıl devam ettiğini ve kişiliğinize nasıl etki yaptığını, size mutlaka anlatmalıyım. Öncelikle bazı mahalli tabirleri sizlerle paylaşmak isterim. Biliyorum ki; bunları sizlerde biliyorsunuz.


Bacağını eline vermek: Rakibi kötü sakatlamak

Belinden su almak: Etkili ve zarif çalım atmak

Çalım manyağı yapmak: Üst üste çalımlarla rakipleri geçmek

Folluk: Çok gol yiyen kaleci

Astronotu öldürmek: Topu havaya dikmek

Çat kapı Spor:Önemsiz Spor

Çavuş: Sahada boş gezinen futbolcu

Fasulye: Mahalle maçlarında oynayan küçük futbolcu

Gazozuna maç:Önemsiz maç

İpe dizmek:Çalım atarak rakipleri bire bir geçmek

Langırt: Güzel gol

Lord: Savunmaya destek vermeyen futbolcu

Varyete yapmak:Çok gereksiz çalım yapmak

Esame listesi: Sahaya sürülen oyuncu listesi

Tertip:Sahaya sürülen ilk yedi

Taş Üstü: Direkten dönmek


Bunlarla beraber birde bazı tabirler vardır ve herkes bilir.


İyi vurur

Çalım yapar o

Üç korner bir penaltı

Kalecinin arkası merkez bankası

Hamam parası

Doksana takmak

Abanmaca yok

Faulse faul de

Gol atan kaleye

Japon kale

Hem kaleci hem oyuncu

Yaptıran atar

Beşte devre onda biter

Örümceği almak

Gol değil boru

Hiç bişii yok

Gole bak bee


Gelelim maça ve maç öncesine. Halı saha maçlarında beklide en zor olanı takımların belirlenmesidir. Eskiden aldım verdim yapılır, sırayla herkes bir oyuncu alır ve takımlar birlenirdi. Aldım verdim seramonisini yapanlar hem iyi futbol oynarlar hem lider oyunculardı, onlar bu işlerde söz sahibiydiler. Onların topları olmamasına rağmen her maçta takımları belirler ve oynalardı. Birde aldım verdimde en son seçilen oyuncuların durumu vardır. Onlar durumu kanıksamışlardır. Kaderlerine razı olurlar. Aldım verdim sunucunda ilk seçilenler vardır. Onlar da çok önemli oyunculardır. Neyse ki bizim maç için böyle bir seçme yöntemine gerek kalmadan, takımların nasıl oluşturulması gerektiğinin kriteri belli olmuştu.


Yardımcılar bir tarafta denetmenler bir tarafta olacaktı. Kriter buydu. Kimsenin itirazı olamazdı olmadı da. Çünkü Devlette çalışan memurların mutlaka bir unvanı vardı. Dış Ticarette Standardizasyon Denetmen Yardımcısı, bundan daha etki ne olabilirdi ki. Ama vatandaş bu kadar uzun ve anlamlı bir unvana dilini yeteri kadar döndüremedi ve zamanla bazen DeTeSe bazen de standardizasyon dedi.


Maç öncesinde en iddialı demeç, yardımcılar ekinin daimi on numarası Özcan’dan gelmiş ve şöyle demişti. “Ben futbol oynarken rakiplerimi karınca gibi görürüm! Benim önümde kimse duramaz.” Bu demeç hem rekabetin kızışmasına hem de tüm şimşeklerin Özcan’ın üstüne çekilmesine neden olmuştu.


Bu arada takımların altışardan saha çıkmalarının nedenini sanmayın ki kondisyonlarının çok iyi olduğu ve biraz ter atalım. "Buradan sesleniyoruz. Ey misafiri gelen Ali Rıza ve anahtarını ona veren Akyürek kankileri, sizi hala top arkadaşlarımız olarak ilan etmedik. Ancak sizleri aramızda gördüğümüzde top arkadaşlarımız olarak ilan edeceğiz, yoksa bizden böyle bir deklerasyon beklemeyin"diye açıklamada bulunan Denetmen ve Yardımcıları bu hususu kamu oyunun bilmesi gerektiğini açık yüreklilikle ifade etmişlerdir.


Ekilmelerin, satışların ve mazeretlerin sonucunda nihayet takımlar isim isim belli olmuştu.


Denetmenler

Murat, İbrahim Üstad, Çağın (Çağan), Şehzat, Ongan ve Metin


Yardımcılar

İhsan, İbrahim, Serdar, Mehmet, Cengiz ve Özcan


Kazanma arzusuyla maça başlayan takımlarda bazı sorunların olduğu hemen görülmüştü. Ara ara oynayan arkadaşların kronik veya ironik sakatlıklarını bahane etmeden ve mental olarak hazır olduklarını beyan etmelerine rağmen oyun anlayışı olarak aksadıkları, bazıların da malzeme eksikliği belli olmuşsada bu durum yüzlerine vurulmadan maça devam edilmiştir.


Her iki takımda maç başladığında gol atan kaleye sistemiyle kaleci sorununu çözmeyi planlarken Denetmenler takımında Murat’ın gerçekten kaleci olduğu anlaşılmasın mı? Yardımcılar bu duruma haliyle bozulmuşlar ve nasıl çözüm bulacaklarını şaşırmışlardı. Çünkü her gelen top gol oluyor ve golü atan arkadaş “Gole bak bee” veya “Örümceği aldım” edalarıyla sevinçlerini rakip takımla paylaşıyordu! Halbuki yardımcılar “gol atan kaleye” mantığı işleteceklerken “gol yiyen kaleden çıkar” mantığıyla ve biraz da satışla kaleden çıkma amacını gizli gizli güttükleri görülmüşse de bu duruma bir çözüm bulunamamıştır. Esasen “hem oyuncu hem kaleci” anlayışını sahaya yansıtmaya çalışsalar daha başarılı olacakları kesindi.


Bu arada Şehzat yeni ayakkabıları ile kolay kolay sakatlanmayacağının sinyalini veriyordu. Yardımcılar takımı transfer hakkını serbest bölgelerin en serbest (bonservisi elinde bulunan) ve çapkını Mehmet Sivri’den yana kullanarak akıllıca hareket ettiğini düşünmekteydi.


Öncelikle maçın yıldız tablosuna bir bakalım


Denetmenler

Murat **** İbrahim Üstad**** Çağın (Çağan)**** Şehzat ? Ongan** Metin**


Yardımcılar

İhsan*** İbrahim*** Serdar**** Mehmet ? Cengiz** Özcan***


Mehmet ve Şehzat : Oyun alanını sakatlanarak terk eden arkadaşlarımıza sağlık diliyoruz. Kolu kırılan Mehmet kardeşimize biran evvel aramıza dönmesi dileği ile tekrar geçmiş olsun diyoruz. Ama bu kardeşlerimizde bazı eksiklerin olduğunu üzülerek görüyoruz. Arkadaşlar mental olarak futbol oynamaya hazır olabilirsiniz ve bizide buna inandırabilirsiniz. Ancak kaslarınızı ve kas yapınız değiştiremezsiniz. Kendinize uygun spor dalı bulun demeyeceğim ama kaslarınızı güçlendirin. Ani hareketler! Kaslarınıza zarar verebilir. Düşerken kendinizi koruyun, düşen var düşemeyen var. Kardeşim bu işler Brezilya forması giymeyle olmuyor. Birde seni bir maça çağırıyoruz ve ilk maçta sakatlanıyorsun biz seni bi daha nasıl çağıracağız.


Ongan : Takım arkadaşlarının ondan çok şey beklediği ancak, standard oyununun zaman zaman da altında oynayan, hırslandığı zaman gözü görmeyen, Güçlü fiziği ve kondisyonunu sahaya tam olarak yansıtamayan ve gecenin hayal kırıklığı yaratan oyuncusu.


Metin : Gecenin gerçek hayal kırıklığı yaratan oyuncusu. Ongan’da bulunan hırsına yenilme ondada bol miktarda mevcut olup uzaktan attığı şutlarla dağları taşları döve, takımının oyunu kurgulayıp yönlendirmesi gerekirken bireyselliği istemeden de olsa ön plana çıkarmıştır. Denetmenler takımında yer alan oyuncuların (Ongan ve Metin harici) “hep kendileri paslaşıyorlar biz niye geldik ki” şeklinde bir serzenişte bulunmuşlar ve bu durumada özcan kulak misafiri olmuştur.


İbrahim Üstad : Güçlü fiziği ile kondisyon açığını kapatmaya çalışan ve hava hakimiyeti ile ön plana çıkmıştır. Sahada kimsenin bacağını eline vermemiş olup, özellikle rakip takım oyuncuları İbrahim’in bu davranışına teşekkür etmeleri gerekir.


Çağın : Herkesin Çağan diye seslendiği ve buna kızmasına rağmen tepki göstermeyerek tavır sergileyen, fizik gücünü ve gençliğini sahaya yansıtamayan ancak orta sahadan attı golle günün adamı olmayı başarmıştır. Ancak attı gol sonrası yaşadığı şaşkınlık yüzüne vurmuş olmasına rağmen sinsi gülüşü ile sevincini herkesle paylaşmıştır. Bu golün üst doksandaki örümceği aldığı kesin gözükmektedir.


Murat: Bu çocukta iş var kesinlikle, oyunun her iki bölümünde hem kalede hem de oyunda. Tebrikler. Oyunu okuması, yer tutuşu ve özellikle hava toplarındaki hakimiyeti mükemmeldi. Tek şansızlığı rakip takım forvet oyuncularından bazılarının teknik kapasitelerinin yüksek olmasıydı. Gelecek vadeden oyuncular arasında ilk sırada yer alması gerekir.


İbrahim: Müzmin ve kronik sakatlanma mazeretlerinin arkasında durmayı son derece başarılı şekilde yapmaktadır. İbrahim futbol son derece basit bir oyundur. “Al Gülüm Ver Gülüm” veya biraz daha teknik bir ifadeyle “en kısa yoldan en boş olan arkadaşına pas verme” diye özetleyebiliriz. Herkesin kulağına küpe olması dile ile …


İhsan : Geleceğin Maliye Bakanı diyor Şehzat üstadı ona… Analitik düşünme ve çözümlemede son derece başarılı. Ancak futbol öyle değil İhsan! Zor kazanılan şeyler kolay kaybedilirse takım ruhunu geliştiremezsin. İbrahim’e söylediklerimi sana da tekrar ediyorum. “Al Gülüm Ver Gülüm”


Serdar : Kendini bazen Ergun (GS) bazen de Hakan (GS) sanmakta. Ama Serdar Çobançeşme de halı sahadayız. Titre ve kendine gel. Ama sen titreyerek üşümeye başlıyorsun maçların bir anında şapka veya eldiven peşine düşüyorsun. Zaman güzel goller attığı oldu. Çalışmaya devam.


Cengiz: Gerçekten amatör bir ruha sahip. İyi bir organizatör. Kendinden daha iyi oynayanlara karşı biraz agresif. Toplu hücum toplu defans anlayışına sahip Alman ekolünün son temsilcisi. Kondisyon açığını gider Cengizim. Son vuruşlarda beynin ayağına yeteri kadar hükmedemiyor. Bu durum Özcanın sana verdiği paslardan sonra “Bir daha bana pas atma” diye bağırmadan belli oldu.


Özcan: Dış Ticaret Müsteşarlığının takım kaptanı ve on numarası, oda bu maçta kötüydü. Bakmayın siz onun kırk yedi yaşında olmasına, onu İbrahim üstada ve Çağın’a sormak gerekir. Sahada bir Lord veya Çavuş edasıyla dolaşmak onun karakterine zaten yakışmaz.


Netice olarak arkadaşlar futbol basit bir oyundur. “Al Gülüm Ver Gülüm”


Özcan DÖNMEZ

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Herkesi aramızda görmek isteriz. Kankiler ve diğerleri...

Adsız dedi ki...

Ne kaderen güzel bir yazı kim yazdıki, Ellerine sağlık ...

Adsız dedi ki...

BU GÜN ÇOK HEYECANLIYIM !YARIN FUTBOL MAÇIMIZ VAR VE BEN SONUNDA BU MAÇLARA KATILACAĞIM İÇİN MUTLUYUM.
ARTIK BENİMDE TOP ARKADAŞLARIM OLACAK !

Adsız dedi ki...

DTS Marmaranın futbol sezonu güzel ve çekişmeli bir maçla açıldı, hayırlı olsun. Fakat maç kritiği yazısını eksik ve taraflı buldum. Özellikle usta ayaklar: Cengiz, Ongan ve Metin' e haksızlık edilmiş. Sırf bu futbolcuların oyuna kattığı estetiği ve onları izlemek için gelen maç severleri düşünürsek, daha sonraki haftalarda haklarının verilmesi gerektiği açıkça ortaya çıkar.

Mehmet67 dedi ki...

Düz koşulara başladım. Yakında duran toplara vururum ama durmayan toplar için garanti veremem.


Mehmet